Eşcinsellik Hastalık mı Tercih mi?

Çekirdek ailenin dağılması, muhabbete zaman ayırmayan iş kolik babalar, narsisizm ve hedonizme gittikçe daha fazla yenik düşen anneler, insanı da bir tüketim nesnesi haline getiren acıması tüketim toplumu ve “rating” uğruna her türlü rezilliği pazarlayan medya gibi sosyokültürel faktörlerin tesiri ile eş cinsellik eğiliminde, geçmiş zamanlara kıyasla bir artış söz konusu olabilir.

İşte bu postmodernizm kaosunda bir grup insan “ben bedenimi istediğim gibi kullanırım” diyerek eş cinselliği bir hayat tarzı, hatta -kendilerine göre- özgürce bir varoluş tarzı olarak seçebilir. Öte yandan, bir grup insan da “hayır, ben fiziksel olarak nasıl yaratıldıysam, cinsel açıdan da öyle var olmak istiyorum” deme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Eğer kişinin içinde, vicdanına ve inanç sistemine ters düşen, kabul edemediği cinsel dürtüler varsa bunlarla mücadele etmek ve bu dürtülerden iyileşmek isteyebilir.

Homoseksüel olduğu halde “gey” etiketini ve bu etiketin ima ettiği her şeyi reddeden erkekler var. bu erkekler psikolojilerinde yadsıyamayacakları bir “homoseksüel” yönleri olsa da “gey” kavramının işaret ettiği yaşam biçimini ve değerleri benimsemiyorlar. Bu yüzden de değer yargıları ile cinsel dürtüleri arasında çatışma yaşıyorlar. Bu tür erkeklerin kişilik gelişiminde homoerotik arzular yüklü olmasına rağmen, bu duygulara boyun eğmek yerine homoseksüel eğilimlerinin üstesinden gelmeyi tercih ediyorlar.

Bu  kişilerle yapılan çalışmalar, kişinin anne babası ile ilişkilerinin cinsel yönelimde en önemli rolü oynadığı düşüncesi ağır basmaktadır. Erkek eş cinselliğinde baba ile, kadın eş cinselliğinde de anne ilişkilerinin ağır bastığı düşünülmektedir. Homoseksüellik aslında gelişimsel bir problemdir ve genellikle erken çocukluk yıllarında, baba ile oğul arasında yaşanan problemlerden kaynaklanır. Heteroseksüel gelişimin sağlanmasında her iki ebeveynin  ortak katkı ve desteği gerekir. Böylece oğlan çocuk, kendini anneden ayrıştırıp baba ile özdeşim kurar. Başarısız bir baba-oğul ilişkisinde, erkek cinsiyet kimliğinin içselleştirilmesi başarısızlığa uğrar. Cinsiyet özdeşimini başarılı bir biçimde tamamlayamayan çocuk sadece babasına yabancılaşmakla kalmaz, hem cinsi akranlarından da uzaklaşır. Çocukluk yıllarında erkeksi olmayan davranışlar ve aynı yaş grubunda diğer oğlan çocukları ile yaşanan problemler homoseksüelliğin ilk belirtileri sayılır. Erkekler tarafından dışlanma ve kişinin kendi cinsiyetinden alacağı alacağı kuvvetten mahrum kalması , erkekliğin erotikleştirilmesine neden olur. Sıklıkla teşhircilik ya da aşırı tutuk davranışlarla bedene yabancılaşma ortaya çıkar. Kişisel güç duyumunda eksiklik yaşanır. Sonuçta, örselenmiş cinsiyet kimliğini onarma dürtüsü olarak homoseksüellik gelişir.

Homoseksüellikle ilişkilendirilen problemler arasında; hakkını savunmada ve kendini ortaya koymada zorlanma, bağımlılığın ve öfkenin cinselleştirilmesi ve diğer erkeklerden savunmacı bir tutumla kopma sayılabilir. Latent homoseksüel erkekler, tipik olarak, erotik olmayan erkek erkeğe arkadaşlık ilişkilerinde zorluk yaşarlar.

Çocuk yetiştirmede özellikle önem gösterilmesi gereken nokta cinsiyet gelişimidir. Gerek erkek gerekse kız çocuklar bebeklik dönemlerinde öncelikle bakım ve ilginin ilk ve birincil kaynağı olan anne ile özdeşim kurarlar. Ancak sonrasında kız çocuğu bu özdeşimi korurken erkek çocuğu babaya transfer eder. Baba ile olan ilişkisi vasıtasıyla erkek çocuk, normal olarak erkeksi bir kişilik geliştirmesini sağlayan erkeksi özdeşime yönelir. Özellikle 2. yaşın 2. yarısında bu değişim yaşanır, bu dönemde babanın şefkatli ve kabul eden tarafı ile yüzleşen çocuk, babasının dışa vuran erkek kimliğini edinerek erkeksi cinsiyet özelliklerine yönelmeye başlar. Baba gibi büyümek ve onun gibi görünmek ister, babanın bir ayna işlevini üstlenip oğlunun erkekliğini onaylaması gerekir. Böylece babasının onayını alan çocuk heteroseksüel kimliğe geçiş yapacak ve anne tarafından desteklendiğinde bu daha da pekişecektir. Bu dönemde anne baba arasındaki sorun, annenin çocuğu kendine çekmesi ve babayı dışlamasına yol açtığı taktirde baba hem anneye hem de çocuğa mesafeli duruşa geçecek olursa özdeşim sağlıksız tarafa kaymaya başlayacaktır. Ya da baba çocukla yeterince ilgilenmediği dönemde annenin aşırı şefkat ile açığı kapatmaya çalışması da çocuğun toleransını düşürerek, sağlıksız gelişime yönelmesine neden olacaktır.

0 cevaplar

Cevapla

Tartışmaya katılmak ister misiniz?
Katkı yapmaktan çekinmeyiniz!

Bir cevap yazın